Borçlar Hukuku İlkeler, Taraf ve Konularına Göre Edimler, Borcun Kaynakları

Borçlar Hukuku bireyle diğer bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen bir hukuk dalı olması nedeniyle “özel hukuk” türlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Taraflar arasında uygulanan bir eşitlik ve genellik söz konusudur.

Borçlar hukukuna hâkim olan temel ilkeler

  • İrade özgürlüğü ilkesi
  • Nispilik ilkesi
  • Dürüstlük ilkesi
  • Kusurlu sorumluluk ilkesi
  • Karşılıklılık (ivazlılık) ilkesi
  • Borçlunun ikametinde ifa ilkesi
  • Kişilerim aleyhine borç ilişkisi kurulamaması ilkesi

İrade Özgürlüğü İlkesi: kişilerin kendi lehine haklar be aleyhine borçlar yaratabilmesidir. Kendi içinde üç alt ilkeyi barındırmaktadır.

Sözleşme özgürlüğü: kişinin sözleşme yapıp yapmamakta, yapacaksa kiminle yapacağını seçebilmesi ve bu sözleşmenin tipini ve içeriğini dilediği gibi belirleyebilmesinde ve de sözleşmeyi değiştirip sona erdirebilmesinde serbest olması gerektiğine ilişkin ilkedir.

Bu ilkenin “sözleşme yapma mecburiyeti” adı verilen önemli bir istisnası mevcuttur.Kamu hizmeti görmekte olan kamu kurum ve kuruluşları kendilerine talepte bulunan kişilerle sözleşme yapmak zorundadır.

Eşitlik İlkesi: Borç ilişkisinin tarafları olan alacaklı ve borçludan hiçbiri kanun tarafından diğeri karşısında bir üstünlüğe sahip kılınmamıştır.Ancak sosyal ve ekonomik anlamda zayıf olan tarafı korumak ve böylece taraflar arasındaki ilişkiyi dengede tutabilmek adına düzenlemeler yapılarak istisnalarda yaratılabilmektedir.Tüketiciyi korumak, işçi lehine yorum yapmak örnek gösterilebilir ve de genel işlem koşullarını bu çerçevede değerlendirmek mümkündür.

Şekil Serbestisi İlkesi: Kanuna göre; ” Sözleşmenin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle tabi değildir.” Bu sebeple taraflar sözleşmeyi ister adi sözlü, ister adi yazılı veya resmi yazılı şekilde yapabilirler.Bu ilkenin de ispat şekli ve geçerlilik şekline tabi sözleşmeler istisnalarıdır.

Nispilik İlkesi: sözleşme kural olarak onu yapan tarafları bağlar, üçüncü kişileri etkilemez.Ancak kuvvetlendirilmiş nispi haklar ve üçüncü kişi yararına sözleşmeler bu ilkenin çok önemli istisnalarındandır.

Dürüstlük ilkesi: Tarafların sözleşme öncesinde , sözleşme sırasında ve sözleşme sonrasında birbirlerine karşı dürüst bir kişi olarak hareket etmekle yükümlü olduklarına dair ilkedir.Yan yükümlülüklerde de dürüstlük kuralı önemli rol oynamaktadır.

Kusurlu sorumluluk ilkesi: Tarafların, sözleşmeye aykırı davranması halinde ya da haksız fiil sonucu diğer taraf zarar görmüş olabilir.Bu zararın karşılanması tazminatla mümkündür ve tazminat sorumluluğu için kişinin kusurlu davranışının varlığı aranmaktadır.Bu ilkenin de “kusursuz sorumluluk halleri” olarak adlandırılan önemli istisnaları vardır.Ev başkanlarının sorumluluğu,adam çalıştıranların sorumluluğu,motorlu araç işletenlerin sorumluluğu,hayvan idare edenlerin sorumluluğu,bina ve yapı eseri sahiplerinin sorumluluğu bu istisnalara örnek verilebilir.

İvazlılık (karşılıklılık) İlkesi: sözleşmeler kural olarak, karşılıklı borç doğururlar yani taraflar birbirine karşı edimle yükümlüdürler.Örneğin bir satış sözleşmesinde satıcı sattığı eşyayı teslim etmekle; alıcı tarafta buna karşılık bedelini ödemek borcu ile yükümlüdür.Fakat tek taraflı hukuki işlemler (vasiyetname,vakıf kurma gibi) ve de iki taraflı olmakla birlikte sadece bir tarafa borç yükleyen (bağışlama gibi) sözleşmeler de bulunmaktadır.Bu tip sözleşmeler de bu ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır.

Borçlunun ikametgahında ifa ilkesi: Kanuna göre ” Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerime göre belirlenir.”Aksine bir anlaşma yok ise;

  • Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde
  • Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sıradaki borç konusunun bulunduğu yerde
  • Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.

Üçüncü kişilerin aleyhine borç ilişkisi kurulamaması ilkesi: Borç altına girecek kişinin özgür iradesinin varlığının aranıyor olmasının sonucu olarak üçüncü kişiler herhangi bir irade açıklamasında bulunmaksızın başkalarınca yapılan bir sözleşme gereği borç altıma sokulamazlar.

Borçlar Hukukunun Tarafları ve Konusu       

Borç ilişkisinin unsurları

  • Alacaklı
  • Borçlu
  • Edim

A. Edim: Bir borç ilişkisinde tarafların yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.

Konularına göre edimler;

Olumlu Edim :borçlunun edimi yapmak veya vermek şeklinde ise bu edim türü olumlu edimdir.Satıcının malı vermesi, alıcının parayı vermesi gibi.

Olumsuz Edim : bu tür edimler yapmamak ,vermemek şeklindeki edimlerdir.Kapalı mekanda sigara içilmemesi, işçinin işverenle rekabet etmemesi gibi.

Şahsi Edim : edimi bizzat borçlunun kendi fiili ile yerine getirmesi şeklindeki edimlerdir.Doktorun ameliyat etmesi örnek verilebilir.

Maddi Edim : borçlunun edimi malvarlığı ile ifa edeceği edimdir.

Sürelerine Göre Edimler;

Ani Edimler: borçlunun bir veya birden çok hareketle bir defada yerine getirdiği edimlerdir.

Sürekli Edimler: Borçluyu belli bir süre boyunca devamlı uyma yükümlülüğü altında tutmaktadır.

Dönemsel Edimler: borçlunun belli bir zaman içinde periyodik aralıklarla edimini tekrarlayarak ifa etmesidir.

Sonuçlarına Göre Edimler

Fiili Edimler: dış dünyada bir farklılık yaratan edim türüdür.Örneğin terzinin elbise dikmesi gibi.

Hukuki Edimler: sadece hukuki düzende değişiklik ortaya çıkaran dış dünyada değişiklik yaratmayan edimlerdir.Örneğin borcunun borcunu nakli ya da alacaklının alacağını bir başkasına temlik etmesi gibi

Fiili ve Hukuki Edimler: bu tür edimler  hem hukuki hem de dış dünyadaki yaşamda değişiklik olan edimlerdir.mobilya satıcısının satış sözleşmesi yaparak mobilyaları alıcıya teslim etmesi örnek verilebilir.

Mahiyetine Göre Edimler

Parça Borcu: tüm özellikleri belirtilerek sözleşmeye konu edilmiş eşyanın teslimi niteliğindeki borçlardır.Bu tür borçlarda eşya ayrı tutulmaktadır bu nedenle eşyanın ikamesi olmaz.

Cins Borcu: benzerleriyle arasındaki farklılıklar belirtilmeyip genel özellikleriyle sözleşmeye konu edilen eşyaların verilmesi şeklindeki borçlardır.

Seçimlik Borçlar: tarafların borç konusu olarak birden fazla edim belirleyerek borçlunun bunlardan hangisini isterse onu ifa etmekle borçtan kurtulabileceği borç türüdür.Örneğin A, B’ye ya televizyon verecek ya da evini temizleyecektir.

Seçimlik borcu seçimlik yetkiyle karıştırmamak gerekir.

Seçimlik yetkide, seçimlik borçtan farklı olarak asli bir edim vardır.ancak bunun yanında ikinci derecede edim de kararlaştırılmıştır.örneğin A’nın B’ye bin dolar borcu vardır 1000 dolar yerine üç bin beş yüz lira da verebilir.

Para Borçları: borcun konusunun belli bir miktar paranın verilmesi olarak tayin edildiği borçlardır.kural olarak ülke parasıyla ödenir.farklı bir ülke parasıyla ödenmesi konusunda anlaşılmışsa o ülke parasıyla ödenebileceği gibi kur üzerinden çevrilerek ülke parasıyla da ödenebilir.Buna seçimlik yetki denir.

BORCUN KAYNAKLARI

Borcun doğmasına sebep olan olgulara borcun kaynakları denir. Borcun kaynaklarının sorumluluk kavramı ile yakın ilişkisi bulunmaktadır.Bu nedenle öncelikle sorumluluk kavramının üzerinde durmak gerekmektedir.

Sorumluluk kavramı “ile” sorumluluk ve “den” sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.”ile”sorumlu olmak ise kişi(şahıs) ile sorumluluk ve mal ile sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılır.

Kişi ile sorumluluk günümüzde uygulanmamakla birlikte borcunu yerine getirmeyen kimsenin borcuna karşılık alacaklıya belli bir süre kölelik gibi vücudu ile sorumlu olma anlayışına dayanır.

Mal ile sorumluluk olma ise kendi içinde sınırlı ve sınırsız sorumluluk olarak ikiye ayrılmaktadır.Sınırlı sorumluluk ise  ya belli bir mal ile sınırlılık ya da belli bir miktar ile sınırlı sorumlu olma şeklinde ortaya çıkmaktadır.Devletin “son mirasçı”  sıfatı ile sorumlu olması belli bir mal ile sınırlı sorumluluğa örnek verilebilir.Devlet kendisine kalan mirasta maldan daha yüksek değerde bir borca mirasçı olduğu takdirde kendine kalan malı vermekle borçtan kurtulabilmektedir.Belli bir miktar ile sınır sorumluluğa bankaların karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı için belli bir miktar ile(1200 TL’ye kadar) sorumlu olmasını örnek vermek mümkündür. “den” sorumluk aslında borcun kaynaklarını ifade etmektedir.Bunlar;

  1. Hukuki işlemlerden (sözleşmelerden)
  2. Haksız fiillerden
  3. Sebepsiz zenginleşmeden olmak üzere borç üç şeyden doğar.

Borç İlişkilerinden Doğan Haklar ve Yükümlülükler

Haklar

Bir borç ilişkisinde alacaklı haline gelen tarafın borçludan yerine getirmesini talep edebileceği bir takım haklar ortaya çıkar. Bunların en önemli örnekleri olarak faiz, cezai hak, yenilik doğuran hak ve defi hakları sayılabilir. Yine de genel bir açıdan bakıldığında bu hakları şöyle değerlendirmek mümkündür;

A. ASLİ HAK: Borç ilişkisinde elde edilmesi düşünülen temel amaçtır. Yani sözleşmenin esaslı unsurudur. Borç ilişkisinin konusunu oluşturan her alacak aslında aynı zamanda alacaklı için de bir asli hakkı sembolize etmektedir.

B. FER’İ HAK: Bu haklar asıl amacı tamamlayan nitelikteki haklardır. Yani varlığı asli hakkın varlığıma bağlıdır. Başka bir deyişle tek başlarına asli haktan bağımsız olarak doğmaz. Örneğin faiz bir fer’i haktır. Çünkü asli bir hak olan para alacağı mevcut olmadıkça faiz istenmesi de mümkün değildir. Aynı şekilde cezai şartlar da bu kategoride kabul edilecek haklardandır.

C. Tali Hak; Bu haklar borç ilişkilerinin esas niteliği oluşturmayıp taraflar açısından ikinci nitelikte haklardır. Kendi içinde yenilik yenilik doğuran ve yenilik doğurmayan haklar olarak ikiye ayrılmaktadır. Buna göre;

Yenilik Doğran Haklar

Hak sahibi iradesini açıkladığı zaman bir hukuksal ilişkinin kurulmasını, değişmesini veya sona ermesini sağlayan kayıt ve şatta bağlı olmayan kullanıldıktan sonra kendilerine dönülemeyen haklardır. Bu haklar da kendi arasında üçe ayrılmaktadır:

Kurucu Yenilik Doğuran Haklar: Bu haklar kullanıldığında taraflar arasında bir hukuki ilişki başlar yani kurulur. Örneğin A ile B’nin bir tablonun satışı konusunda anlaşmaları onlar arasında yeni bir hukuki ilişki başlatmış olur.

Değiştirici Yenilik Doğuran Haklar: Taraflar arasında mevcut ve devam etmekte olan bir hukuki ilişkinin içeriğinde farklılık yaratan haklardır. Ne yeni bir hukuki ilişki başlatmakta ve ne de hukuki ilişkiyi sonlandırmaktadır. Örneğin satın aldığı ürünün defolu olması üzerine bu ürünün ayıpsız olanıyla değiştirilmesinin satıcıdan istenmesi bu tür bir hakkın kullanılmasıdır.

Bozucu Yenilik Doğuran Haklar: Mevcut ve devam etmekte olan bir hukuki ilişkiye son veren nitelikteki haklardır. Örneğin taraflar arasındaki bir sözleşmenin feshi, iptali, azil veya istifa gibi işlemler bu tür haklardandır.

D. İNKAR: İnkarda borçlu söz konusu borç ilişkisini ve dolayısıyla alacaklının hakkını reddetmektedir. Başka bir ifadeyle kişi karşı tarafın ileri sürdüğü iddiaların tamamını reddetmektedir. Borçlunun “aramızda böyle bir sözleşme yoktur” ya da “alacaklı olduğunu iddia eden kişiyi tanımıyorum” gibi beyanları bu bağlamda inkar niteliğindedir.

E. İTİRAZ: itirazda borçlu, alacak hakkının doğmadığını ya da hakkın artık mevcut olmadığını ileri sürmektedir. Yani kişi, karşı tarafın ileri sürdüğü iddiaların tümünü değil ama bir kısmmı reddetmektedir. Örneğin borçlu, alacaklı ile sözleşme yaptığını ve alacaklının hakkmı kabul etmekle birlikte borcu ödediğini belirtmişse itiraz söz konusudur. Hâkim, def’iden farklı olarak itiraz hususlarını re’sen dikkate almakta yetkilidir.

F. DEFİ: Kişinin karşı tarafın ileri sürdüğü hususların tamamını kabul etmekle birlikte kanunun kendisine verdiği başka bir hakkı kullanarak yükümlülüğünü yerine getirmeyeceğini ileri sürmesidir. Yani burada borçlu borç ilişkisini ve alacaklının alacak hakkını kabul etmekte ama özel bir nedenden ötürü borcun ifasından kaçınmaktadır. Bu nedenle defi’nin en güzel örnekleri arasında zamanaşımı, takas, ödemezlik, tartışma derileri sayılabilir.

Zamanaşımı def’i; A, B’den olan ve otuz yıl önce muaccel olan bir alacağının ödememesini istediğinde B ona borcu ödemeyeceğini çünkü zamanaşımına uğradığım söyleyebilir. Burada kişi evet borcum var ve ödemedim ancak ödemeyeceğim çünkü bu borç zamanaşımına uğradı diyerek kanunun kendisine verdiği bir hakkı kullanmaktadır.

Tartışma def’i ya da peşin dava def ’i ise, adi kefalette alacaklı asıl borçluya baş vurmadan doğrudan kefile başvuramaz ancak buna rağmen alacaklı borçluya gitmeden direkt kefile yönelmişse bu durumda kefil tartışma defi’inden yararlanabilir. Yani önce borçluya git ondan talep et. Yine ödenmezse o zaman bana gel ödeyeyim diyebilir

Ödemezlik definde ise taraflar kendi edimlerini bir sıraya koymuşlardır. Örneğin satıcı S televizyonu teslim edecek bir hafta sonra da alıcı A parayı ödeyecektir. Televizyonu teslim etmediği halde bir ay sonra gidip A’dan parayı ödemesini talep ettiğinde A, önce sen ifada bulun sonra ben ifa edeceğim diyerek ödememe def ’ini ileri sürebilir.

Yükümlülükler

Borç ilişkisi taraflara değişik türde yükümlülükler yükleyebilir. Bunların başlıcaları şunlardır;

A. Asli Edim Yükümlülüğü: Bu tür yükümlülükler sözleşmenin ana konusunu içerirler ve bu nedenle genellikle de sözleşmeye ismini veren yükümlülüklerdir. Örneği“ bir satış sözleşmesinde üzerinde anlaşılmış olan temel figür satılan malın mülkiyeı anin karşı tarafa geçirilmesidir. Burada asli edim yükümlülüğü satılan eşyanın taşınır ise teslim edilmesi taşınmaz ise de mülkiyetinin tescille devredilmesidir.

B. Yan Edim Yükümlülüğü: Bu tür yükümlülükler ise genellikle iyiniyet kuralları çerçevesinde yerine getirilen yükümlülüklerdir. Örneğin taraflar araba satışı konusunda anlaşmış olduklarmda asli edim aracın mülkiyetinin teslimle gerçekleştirilmesi iken aracın temizlenerek verilmesi yani temizliğinin de yapılması yan edim yükümlü]üğüne girer. Borçlunun yükümlülüğü; bağımsız bir ifa davası ve bağımsız talep hakkını oluşturmaz.

C. Tali Edim Yükümlülüğü: Bu tür yükümlülükler ise kısaca tazminat yükümlülüğü olarak özetlenebilir. Çünkü burada taraflardan biri sözleşmeye aykırı davranarak diğer tarafın zarara uğramasına neden olmuş olabilir. İşte bu durumda ortaya çıkan bu zararı karşılamak gerekir. Bu yükümlülük, tali edim yükümlülüğü olarak ifade edilmektedir.

About Editör

Yazılara yorum yaparak sorularınızı sorabilir, istek ve önerilerinizi dile getirebilirsiniz.

Check Also

Yenilik Doğuran Haklar

Hak sahibi iradesini açıkladığı zaman bir hukuksal ilişkinin kurulmasını, değişmesini veya sona ermesini sağlayan kayıt ve …

Bir yorum

  1. Çok güzel anlatılmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir