Borçlar Hukukunda Düzenlenmiş Sözleşmeler

Bu yazıda inceleyeceğimiz sözleşme türleri “Borçlar Hukukunun Genel Hükümleri” kısmında düzenlenmiş sözleşmelerden ibarettir. Ele alınacak sözleşmeler;

  • İlan suretiyle vaad sözleşmesi
  • Genel işlem koşulları
  • Cayma akçesi
  • Üçüncü kişinin fiilini üstlenme
  • üçüncü kişi yararına sözleşme
  • Alacağın temliki sözleşmesi
  • Borcun nakli sözleşmesi
  • Cezai şart sözleşmesi
  • şarta bağlı sözleşmeler
  • Müteselsil borç sözleşmesi

1.İlan Suretiyle Vaad Sözleşmesi

Bir kimse, bir işin yapılması ya da bir sonucun elde edilmesi karşılığında ödül verileceğini ilan yoluyla kamuya bildirirse ilan yoluyla ödül sözü vermiş olur. Rücu mümkündür; fakat ilanda belirtilen sonucun gerçekleşmemiş olması gerekmektedir. Rücu’da Ödül için gider yapanların masrafları karşılanmalıdır.

2. Genel İşlem Koşulları

Bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Aynı amaçla düzenlene sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez.

Düzenleyenin anlaşmanın içeriğiyle ilgili gerekli bilgiyi vermiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde genel işlem koşulları yazılmamış kabul edilir. Genel işlem koşulları açık ve anlaşılır değil veya birden çok anlama geliyorsa düzenleyenin aleyhine yorumlanır.

3. Pey (Bağlanma) Akçesi

Bir sözleşmenin yapıldığının teyidi için ödenen bir miktar paradır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça, bağlanma parası, esas alacaktan düşülür.  Vazgeçmede pey akçesini veren vazgeçmiş ise pay akçesini geri iade edilmez fakat alan taraf vazgeçmişse bu durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilmesi gerekir.

4. Cayma Akçesi

Pişman olma olasılığın varlığı halinde taraflar sözleşmeden cayma nedeniyle zarar görebilecek olanın bu olası kaybının peşinen karşılanması noktasında anlaşarak bir miktar belirlemesidir.

5. Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme

Bir kimsenin başka birini sözleşme yapmaya razı edebilmek için sözleşmeyle ilgisi olmayan üçüncü bir kişinin belli bir davranışta bulunacağını taahhüt edebilir yani bir tür garanti verebilir.

6. Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme

Nispilik kuralının istisnasıdır. Bu tip sözleşmelerde borç altına giren sözleşmenin tarafları olmasına rağmen bu sözleşmeden doğan haklar sözleşmeye taraf olmayan üçüncü kişi lehine sonuçlar doğurmasıdır. Örnek; sigorta işlemleri.

7. Alacağın Temliki Sözleşmesi

İfa, tahsil, teminat veya bağış gibi amaçlarla yapılabilen alacağın devri sözleşmesi veya mahkeme hükmünden doğabileceği gibi sözleşmeden de doğabilir. kanun veya mahkeme hükmünden doğan türlerde şekil şart aranmazken sözleşmeden doğanlarda “yazılı şekil şartı ” vardır. yani bu sözleşme adi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli sayılmaz.

Alacağın temlikinin geçerli olabilmesi için borçlunun bun onay verip vermemesi aranmaz. Aşağıda belirtilen hususlardan doğan alacakların kanunen devri mümkün değildir. Buna göre;

  • manevi tazminat alacakları
  • Vergi alacağı
  • İşçi ücretlerinin 1/4’ünden fazla kısmı
  • Hasılat kiracısının kullanım hakkı
  • Nafaka alacağı
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesinden doğan bakım alacağı
  • hasılat kiracısının kullanım hakkı
  • Kullanım ödüncünde ödünç konusu malın kullanım hakkı devredilemez.

Alacağın devrinden borçlunun haberi olmayabilir. Çünkü onun onayı aranmamaktadır. İşte bu durumda eğer borçlunun bu devirden haberi yoksa ve bu nedenle de gidip borcu, devir alana değil de devren eski alacaklıya öderse bu durumda iyi niyetli olmasından ötürü borcu sona ermiş olur.

alacağın devrin de o alacağa ilişkin işlemiş faizlerde alacakla birlikte devredilmiş sayılır. Borçlu, eski alacaklıya karşı sahip olduğu kişisel def’ileri yeni alacaklıya karşı ileri süremeyecektir. Örneğin takas def’i gibi. Ancak herkese karşı ileri sürülebilecek def’ileri ise yeni alacaklıya karşı da ileri sürülebilir.

8. Borcun Nakli

Bir borç ilişkisinde borçlu, borcunu bir başkasına aktarabilir. Ancak burada borç ilişkisinin borçlu tarafı değişmiş olur. Bu naklin geçerli olabilmesi alacaklının devrinden farklı olarak borçlunun bu nakli kabul etmesine bağlıdır.

9. Ceza Koşulu

Taraflar sırf sözleşmeden vazgeçilmesinde diye caydırmak amacıyla sözleşmeye ceza koşulu koyabilirler. Ceza koşulu tazminat değildir.Çünkü kişinin zarar görüp görmediğine bakılmaz.

10. Şarta Bağlı Sözleşmeler

Şart sözcüğü hukukta “ileride gerçekleşmesi şüpheli bir olay” olarak kabul edilmektedir. Şartın bir çok türü bulunmaktadır. Buna göre;

a. Olumlu-Olumsuz Şart: Dil bilgisi açısından yapılan bir ayrımdır. Örneğin Yarın yağmur yağarsa …. gibi olumlu cümlelerle kurulan şartlardır.

b. İradi-Tesadüfi- Karma şart: tarafların iradesine bağlıysa şart iradidir. Örneğin doğa olaylarına bırakılmışsa şart tesadüfidir. her ikisinin de bulunması durumunda karma şart oluşmaktadır.

c. Geciktirici- Bozucu Şart; taraflar sözleşmeyi şarta bağlamışlarsa ve şart gerçekleşmedikçe sözleşme sonuç doğurmamakta ise bu şart, geciktirici şarttır. Bozucu şartta ise sözleşme yapıldığı anda sonuçlarını doğurmaktadır. Ancak şartın gerçekleşmesiyle birlikte sözleme ilişkisi sona ermektedir.

Şu hususların şarta bağlanamayacağını dikkat etmek gerekir;

  • Evlenme, evlat edinen, tanıma, soybağının reddi gibi aile hukukuna ilişkin bazı işlemler
  • Mirasın reddi veya kabulü gibi miras hukukuna ilişkin bazı hukuki işlemler
  • Taşınmazın tescil talebi
  • Yenilik doğuran haklar şarta bağlanmaz

11. Müteselsil Borçluluk Sözleşmeleri

Alacaklıya karşı birden çok borçlunun birlikte ve borcun tamamından sorumlu olmalarıdır. Borçlulardan biri kendi payına düşen miktarlardan daha fazla bir ödeme yaptığında alacaklıya halef olur. Bu nedenle payını aşan kısım için diğerlerine rücu edebilir.

Borcu ödeyen borçlu eğer alacaklıya karşı takas def’i gibi kişisel def’ileri var ve bunu ileri sürmeksizin ödeme yapmış olursa, diğerleri kendilerine rücu edildiğinde kişisel def’ilerini kullanılmadığını bahane ederek ödeme yapmaktan kaçınamazlar. fakat zamanaşımı gibi ortak def’iler var ve bunlar ileri sürülmeyip borç ödenmişse, bu durumda diğer borçlular ortak def’ilerin ileri sürülmemesine dayanarak rücu eden borçluya ödeme yapmaktan kaçınabilirler.

Alacaklı borçlulardan birini ibra etmişse diğer borçlular aynı oranda borçtan kurtulmuş olurlar. Alacaklı borçlulardan birinin durumunu diğerlerinin aleyhine iyileştiremez.

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir