İfa Nedir? Temerrüd, Karşılıklı Borçlar

İfa, borcun konusu olan edimin taahhüde uygun olarak yerine getirilmesidir. İfa kural olarak borcu son erdirir. Ancak bazen ifa kısmi biçimde de yapılmış olabilir.

A. Kısmi İfa

Borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmen ifayı reddedebilir. alacaklı kısmen ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan kısmını ifadan kaçınamaz. Eğer borcun bütün halinde ifası gerekiyorsa o zaman kısmi ifa reddedilebilir.

para borçlarında, ana para faiz alacaklarında, faiz fer’i borç olmakla birlikte ayrı bir alacaktır. Bu sebeple faiz ödemesi kısmi ödeme sayılmaz

Kısmi ifadan sonra ifa edilmeyen kısım borçlunun temerrüdü hükümleri uygulanır. Kısmi ifanın reddedilmesinin mümkün olmadığı durumlar;

  • Tarafların kısmi ifa konusunda anlaşması ve borçlu kısmi ifaya yetkili kılınmışsa
  • Edimin miktar ve niteliği bir defada ifaya imkan vermiyorsa.
  • Alacaklının kısmi ifayı reddi hakkın kötüye kullanılması sayılıyorsa
  • Borçlu kanunen kısmi ifaya yetkili ise

İfa amacıyla Edim: Borçlu, borç konusu edimin yerin e, alacaklının da olurunu alarak başka bir edimi ifa ederek borcu ödemiş sayılır.

İfa yerine Geçen Edim: Borçlu sözleşme konusu edim yerine başka bir şeyi ifa etme teklifinde ve alacaklı da bunu kabul etmiş olursa söz konusu belirlenen şeyin verilmesiyle borç ifa edilmiş olur. İfa yerine edimde, verilen şeyin asıl edimden farklı değerde olması, borçlu veya alacaklıya bir değer farkı isteme olanağı vermemektedir.

İfa Yeri

Taraflar borcun nerede ifa edileceğine istedikleri şekilde karar verebilirler. Ancak ifa yerini belirlememişlerse yeri kanundaki yedek hükümlere göre tespit edilir. Bunlar;

a. Para Borçlarında İfa Yeri: İfa yeri alacaklının ikametgahı olarak kabul edilir. Alacaklının farklı ikametgahları varsa bu durumda ifa zamanındaki yerleşim yeri esas alınır. Bu kuralın istisnaları; eğer para borcunun bir senede bağlanmış ise , ifa yeri, bu durumda alacaklının değil borçlunun ifa zamanındaki ikametgahı olarak uygulanmak zorundadır.

Alacaklının ödeme zamanındaki yeni yerleşim zamanındaki yeni yerleşim yerinde borçlunun borcunu ifa etmesi önemli derecede güçlük meydana getirecekse, borçlu borcunu alacaklının eski yerleşim yerinde yapabilir.

b. Cins borçlarında İfa: İfa yeri borçlunun ikametgahıdır.

c. Parça Borçlarında İfa Yeri; İfa yeri sözleşmeni  kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yer olarak kabul edilir.

İfa Zamanı

Taraflar ifa zamanı belirlememişse borç doğduğu anda muaccel olur. Vadenin yorumlanması,

a. Vade ayın başı, sonu veya ortası şeklinde belirlenmişse; kanun, ayın başından kasıt ayın birinci günü, ayın ortası on beşinci gün, ayın sonu ise o ay kaç çekiyorsa o ayın son günüdür.

b. Vade gün olarak belirlenmişse; süre izleyen günden hesaplanmaya başlanır. tatil günleri süreye dahildir. Vade tatil gününe rastlamışsa vade ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzamış olur.

c. Vade hafta olarak belirlenmişse; kaç hafta sonrası konuşulmuşsa o haftanın aynı güne denk gelen gün vade olarak kabul edilir.

d. Vade ay olarak belirlenmişse; Vade olarak kaç ay sonrası belirlenmişse o ayda aynı güne rastlayan gün vade olarak esas alınır.

e. Vade yarım ay olarak belirlenmişse;yarım aydan kasıt kanuna göre 15 gündür.

Karşılıklı Borç Yükleyen Edimlerde İfa

Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. Bu durum aynı anda ifa olarak tanımlanmaktadır. Eğer aynı anda ifa söz konusu olmasına rağmen taraflardan biri ifadan kaçınıyorsa bu durumda diğer tarafın da ifadan kaçınması bir haktır. Bu hakka ise ödemezlik def’i adı verilmektedir.

Borçların İfa Edilmemesi

1.İmkansızlık

Sadece parça borçlarında söz konusudur. Tarafların arzu etmelerine rağmen borcun konusu olan edimin ifa edilemiyor hale gelmesidir.

a. Sözleşme Öncesinde İmkansızlık

Borcun konusu edimin anlaşmadan önce imkansız olmasıdır. Eğer, borçlu imkansızlıktan haberdar değilse; yapılan sözleşme hukuken geçerli değilidir. En baştan itibaren hukuki sonuç doğurmamıştır. Borçlunun imkansızlıktan haberi varsa, burada da yapılan sözleşme hukuken geçerlilik taşımamaktadır. ancak borçlu imkansızlıktan haberdar olduğu için zararları tazmin etmek zorundadır.

b. Sözleşme Sonrasında İmkansızlık

Sözleşme sonrasında ortaya çıkan imkansızlıkla borç ifa edilemez hale gelmiştir. imkansızlıkta borçlunun kusura yoksa, sözleşme hukuken geçerlidir. borçlunun kusuru bulunmadığı için borç sona erer. Tarafların birbirlerinden aldıklar şeyler varsa kural olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bunların iadesi gerekir. Borçlunun Kusuru varsa, sözleşme yine geçerlidir.

Bu durumda alacaklı ya ifası mümkün olan edimin ifasını talep edecek ya da imkansızlaşan edim yerine tazminat talep edecektir.

Temerrüd

Borcun ifa zamanında ifa edilmeyerek borca aykırı bir durumun yaratılmasıdır.

a. Alacaklının Temerrüdü: Borçlunun ifayı yapmaya hazır olmasına rağmen alacaklının haklı nedeni olmaksızın ifayı reddetmesidir. Koşulları şu şekildedir;

  • Borcun muaccel olması gerekir.
  • Edimin ifası mümkün olmalıdır.
  • Borçlu ifa teklifinde bulunmuş olmalıdır.
  • alacaklı, ifa için gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınmış olmalıdır.
  • Alacaklı ifa teklifini haklı bir neden olmaksızın kabulden kaçınmış olmalıdır.

Alacaklının  Temerrüde Düşmesinin Sonuçları

Alacaklının temerrüde düşmesi sonrasında borçlunun borcu sona ermiş sayılmaz sadece yükü hafiflemektedir. Örneğin; kusuru olmaksızın malda ortaya çıkan hasarlardan sorumlu değildir. Borçlu mahkemeye başvurarak tevdi yeri tayini istemelidir. Borçlu malı mahkemenin belirlediği yere teslim ederek borçtan kurtulur.

borç para borcuysa hakim ödeme yeri belirler ve oraya yapılan ödeme ifanın sonuçlarını doğurur. Tevdi edilemeyecek veya teslim edilecek şeyin bozulacak olması durumunda Borçlu; hakimin izniyle, alacaklıya önceden ihtarda bulunması koşuluyla onu açık arttırma yoluyla sattırıp bedelini tevdi edebilir.

Borçlunun Temerrüdü

Borçlunun, vadesi geldiği ve ifası mümkün olduğu halde borcunu yerine getirmemesidir. Bunun için borçluya ihtar çekilmesi gerekir. Ancak bu kuralın istisnaları vardır;

  • Taraflar ifa zamanını birlikte belirlemişlerse
  • Taraflar ifa zamanını aralarında birinin belirleyerek diğerine bildirmesi konusunda anlaşmış ve bu kişi ifa zamanını belirleyip diğerine bildirmişse
  • İfa zamanı kesin bir vade ise
  • haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte
  • Sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.

Borçlunun Temerrüdünün Sonuçları

1. Genel Sonuçlar

a. Aynen İfa: Borcun ifa edilmesi hala mümkünse ve alacaklı için ifa anlam taşımaya devam ediyorsa, alacaklı ifayı talep edebilir. Bunun için borçlunun kusurlu olup olmadığının bir önemi yoktur.

b. Gecikme tazminatı; Alacaklı, ifanın gecikmesi sebebiyle uğradığı zararların tazminini de isteyebilir. Borçlunun kusurlu olması gerekir.

c. Beklenmedik halden sorumluluk; Kural olarak kusursuz imkansızlık hali sözleşme yapıldıktan sonra meydana gelmişse borçlu borcundan kurtulur. Borçluya kurtuluş kanıtı getirme imkanı tanınmıştır; temerrüte düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik halin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.

2. Özel Sonuçlar

Temerrüt faizi; Alacaklının bir miktar paradan bir süre sonra mahrum kalacak olması sebebiyle talep edeceği paradır. Temerrüt faizi talep edilmesi için borçlunun kusurlu davranış olmasına bakılmaz. Kusur ve zarar şartı da aranmaz. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, belirlenen yıllık faiz oranının %100 fazlasını aşamaz.

Aşkın zararın tazmini; alacaklı borçludan temerrüd faizi alsa dahi bu faiz ortaya çıkan zararını karşılamaya yetmemiş olabilir. Faizi aşan zarar için istenen bedeldir. Borçlunun kusurlu olması ve zarar olması gerekir.

İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde özel sonuçlar

Borçlu temerrüde düşünce kanun gereği alacaklının üç seçimlik hakkı ortaya çıkmaktadır. Bu haklar;

  • Aynen ifa ve gecikme tazminatı; alacaklı borçludan aynen ifayı isteyebileceği gibi ona ilave olarak müspet zararının tazminini de isteyebilir
  • İfadan vazgeçip tazminat talebi; alacaklı artı borçlunun ifada bulunmasını reddederek ortaya çıkan zararlarının tazminini de isteyebilir. Buradaki zarar da niteliği gereği müspet zararın tazminidir.
  • Sözleşmeden dönerek tazminat talebi; alacaklı borçluyla arasındaki sözleşmeyi sona erdirerek ortaya çıkan zararların tazminini isteyebilir. Fakat burada istenecek tazminat ilk iki seçeneklerinden farklı olarak menfi zararlarını tazmini niteliğindedir.

About Editör

Yazılara yorum yaparak sorularınızı sorabilir, istek ve önerilerinizi dile getirebilirsiniz.

Check Also

Yenilik Doğuran Haklar

Hak sahibi iradesini açıkladığı zaman bir hukuksal ilişkinin kurulmasını, değişmesini veya sona ermesini sağlayan kayıt ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir