Yenilik Doğuran Haklar

Hak sahibi iradesini açıkladığı zaman bir hukuksal ilişkinin kurulmasını, değişmesini veya sona ermesini sağlayan kayıt ve şatta bağlı olmayan kullanıldıktan sonra kendilerine dönülemeyen haklardır. Bu haklar da kendi arasında üçe ayrılmaktadır:

Kurucu Yenilik Doğuran Haklar: Bu haklar kullanıldığında taraflar arasında bir hukuki ilişki başlar yani kurulur. Örneğin A ile B’nin bir tablonun satışı konusunda anlaşmaları onlar arasında yeni bir hukuki ilişki başlatmış olur.

Değiştirici Yenilik Doğuran Haklar: Taraflar arasında mevcut ve devam etmekte olan bir hukuki ilişkinin içeriğinde farklılık yaratan haklardır. Ne yeni bir hukuki ilişki başlatmakta ve ne de hukuki ilişkiyi sonlandırmaktadır. Örneğin satın aldığı ürünün defolu olması üzerine bu ürünün ayıpsız olanıyla değiştirilmesinin satıcıdan istenmesi bu tür bir hakkın kullanılmasıdır.

Bozucu Yenilik Doğuran Haklar: Mevcut ve devam etmekte olan bir hukuki ilişkiye son veren nitelikteki haklardır. Örneğin taraflar arasındaki bir sözleşmenin feshi, iptali, azil veya istifa gibi işlemler bu tür haklardandır.

D. İNKAR: İnkarda borçlu söz konusu borç ilişkisini ve dolayısıyla alacaklının hakkını reddetmektedir. Başka bir ifadeyle kişi karşı tarafın ileri sürdüğü iddiaların tamamını reddetmektedir. Borçlunun “aramızda böyle bir sözleşme yoktur” ya da “alacaklı olduğunu iddia eden kişiyi tanımıyorum” gibi beyanları bu bağlamda inkar niteliğindedir.

E. İTİRAZ: itirazda borçlu, alacak hakkının doğmadığını ya da hakkın artık mevcut olmadığını ileri sürmektedir. Yani kişi, karşı tarafın ileri sürdüğü iddiaların tümünü değil ama bir kısmını reddetmektedir. Örneğin borçlu, alacaklı ile sözleşme yaptığını ve alacaklının hakkını kabul etmekle birlikte borcu ödediğini belirtmişse itiraz söz konusudur. Hâkim, def’iden farklı olarak itiraz hususlarını re’sen dikkate almakta yetkilidir.

F. DEFİ: Kişinin karşı tarafın ileri sürdüğü hususların tamamını kabul etmekle birlikte kanunun kendisine verdiği başka bir hakkı kullanarak yükümlülüğünü yerine getirmeyeceğini ileri sürmesidir. Yani burada borçlu borç ilişkisini ve alacaklının alacak hakkını kabul etmekte ama özel bir nedenden ötürü borcun ifasından kaçınmaktadır. Bu nedenle defi’nin en güzel örnekleri arasında zamanaşımı, takas, ödemezlik, tartışma derileri sayılabilir.

Zamanaşımı def’i; A, B’den olan ve otuz yıl önce muaccel olan bir alacağının ödememesini istediğinde B ona borcu ödemeyeceğini çünkü zamanaşımına uğradığım söyleyebilir. Burada kişi evet borcum var ve ödemedim ancak ödemeyeceğim çünkü bu borç zamanaşımına uğradı diyerek kanunun kendisine verdiği bir hakkı kullanmaktadır.

Tartışma def’i ya da peşin dava def ’i ise, adi kefalette alacaklı asıl borçluya baş vurmadan doğrudan kefile başvuramaz ancak buna rağmen alacaklı borçluya gitmeden direkt kefile yönelmişse bu durumda kefil tartışma defi’inden yararlanabilir. Yani önce borçluya git ondan talep et. Yine ödenmezse o zaman bana gel ödeyeyim diyebilir

Ödemezlik definde ise taraflar kendi edimlerini bir sıraya koymuşlardır. Örneğin satıcı S televizyonu teslim edecek bir hafta sonra da alıcı A parayı ödeyecektir. Televizyonu teslim etmediği halde bir ay sonra gidip A’dan parayı ödemesini talep ettiğinde A, önce sen ifada bulun sonra ben ifa edeceğim diyerek ödememe def ’ini ileri sürebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir