Ana Sayfa / Ceza Hukuku / Suçun Özel Görünüş Biçimleri- İştirak

Suçun Özel Görünüş Biçimleri- İştirak

TEŞEBBÜS

T.C.K madde 35’te: “ Kişi işlemeye kast ettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten dolayı sorumludur” denilmektedir. Teşebbüs halinde suçun işlenmiş halinden daha az bir ceza verilmektedir.

Teşebbüs olabilmesi için gerekli olan şartlar:

  • Kasten işlenebilen, icrai bir suç olmalı (Taksirle İşlenen Suçlara ve İhmali Suçlara Teşebbüs Mümkün Değil)
  • İcra hareketleri elverişli araçlarla doğrudan doğruya başlamış olmalı
  • Failin gerçekleştirmek istediği netice elde olmayan sebeplerle gerçekleşmemiş olacak. ( Fail netice için her şeyi yapmış olmalı; fakat netice başka bir sebepten ötürü meydana gelmemiş olmalı)

5237 Sayılı Kanunda tek bir teşebbüs vardır. Eksik- tam teşebbüs şeklinde bir ayrım yoktur.

Örneğin; Fail X öldürmek maksadı ile Y’ye ateş etmiş ve onu yaralamıştır. Yaralanan Y kaldırıldığı hastanede ameliyata alınarak kurtarılmıştır. Bu durumda X öldürmek kastı ile ateş etmiş fakat ölüm elinde olmayan sebeplerle (Zamanında tıbbi müdahale) meydana gelmemiştir. X’in eylemi kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturur.

Örneğin; Ahmet öldürmek maksadı ile Cemil’e ateş etmiş fakat kurşun Cemil’e isabet etmemiştir. Bu durumda da ölüm Ahmet in elinde olmayan sebeplerle (İsabet etmeme) meydana gelmemiştir. Ahmet’in eylemi kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturur.

Failde suç işleme fikrinin oluşması ile birlikte suçun evreleri başlamış olacaktır.

Suçun işlenme aşamaları

Suç fikrinin ortaya çıkması ⇒ Hazırlık Hareketleri ⇒ İcraa Hareketlerinin Başlaması, İcra hareketlerinin tamamlanması ⇒ Neticenin Meydana Gelmesi evrelerinde oluşmaktadır.

Bu aşamalar içerisinde teşebbüs, icra hareketlerinin tamamlanması evresinden sonra ortaya çıkmaktadır.

Teşebbüs ancak hareket ve fiilin ayrılabildiği suçlarda söz konusu olabilir (mesafe suçları). Neticesi harekete bitişik suçlarda (hakaret)teşebbüs mümkün değildir. Yine dış dünyada görülebilen bir hareketin olmadığı ihmali suçlarda teşebbüs olmaz.

Örneğin Hakaret ani bir suçtur. Hakaret suçunda hareket ve netice aynı anda meydana gelir bu sebeple hakarete teşebbüs mümkün değildir.

Örneğin; Kasten yaralama suçu hareket ve neticenin ayrılabildiği bir suçtur. Bu sebeple kasten yaralama suçuna teşebbüs mümkündür.

Kanunda bazı suç tipleri teşebbüs aşamasına kalsa dahi tamamlanmış gibi cezalandırılır. Bu durumlar teşebbüsün istisnasıdır. Bu suçlar T.C.K M.310, Cumhurbaşkanına suikast (m.310) ve Anayasayı cebir ve şiddet ile ihlal suçu (m.309), devletin bölünmez bütünlüğü aleyhine işlenen suçlara ( m. 302 ) teşebbüs dahi olsa tamamlanmış gibi cezalandırılır. Bu tür suçlara kalkışma tipi suçlar denir.

Gönüllü Vazgeçme:

Fail icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya sonucun gerçekleşmesini önlemesidir. Gönüllü vazgeçme genel bir düzenlemedir. Bütün suçlar bakımından mümkün olabilir.

Suç tamamlandıktan sonra gönüllü vazgeçme mümkün değildir. Suç tamamlandıktan sonra etkin pişmanlık söz konusudur.

Örneğin; Hırsız A çaldığı eşyaları ertesi gün haline üzüldüğü ev sahibine geri vermiştir. Bu durumda gönüllü vazgeçme yoktur. Çünkü suç tamamlanmıştır.

Örneğin; A, B ve karşı hakaret içeren bir mektup yazmış fakat mektup henüz B’nin eline geçmeden mektubu geri almıştır. Bu olayda fail kendi hareketi ile sonucun gerçekleşmesine engel olduğu için gönüllü vazgeçme vardır.

Örneğin; A hasmı C’yi öldürmek için evinin önünde pusu kurmuş ve geldiği saati kollamaya başlamıştır. C evinin önüne geldiğinde A silahını çekmiş ve bu arada C’nin kızının babasına doğru koştuğunu görmüş ve bu duruma üzülerek öldürmekten vazgeçmiştir. Bu durumda A gönüllü vazgeçmiştir. Çünkü hiçbir engel neden yok iken icra hareketine başlamamış ve ateş etmemiştir.

Örneğin; Öldürmek için ayağına taş bağlayıp denize attığı kişiyi henüz ölmeden denizden çıkarmak gönüllü vazgeçmedir.

Örneğin; Karısını öldürmek isteyen kocanın, karısının yiyeceğine zehir karıştırdıktan sonra henüz ölüm meydana gelmeden bir panzehir ile ölümün gerçekleşmesine engel olması.

Gönüllü vazgeçme; özgür irade ile suç işlemekten vazgeçmektir.

örneğin; Hırsız H, zengin bir işadamı olan Hulusi’nin evini soymak için malikanesinin önüne gitmiş fakat tam eve girecek iken evin önünde polis otosu görmüştür. O günün hırsızlık yapmak için iyi bir gün olmadığını ve eğer hırsızlık yapar ise polisin kendisini rahatça yakalayacağını düşünerek hırsızlık yapmaktan vazgeçmiştir. Bu durumda gönüllü vazgeçme yoktur. H’nin eylemi hırsızlık suçuna teşebbüstür. Çünkü gönüllü bir vazgeçme yoktur.

Gönüllü vazgeçme halinde faile işlemek istediği suçtan dolayı ceza verilmez. Ancak gönüllü vazgeçtiği ana kadarki eylemleri suç oluşturuyorsa sadece 0 suçtan ceza verilir.

Örneğin; Öldürmek için ruhsatsız silah temin etmişse ya da hasmının evine girmişse bu durumlarda gönüllü vazgeçme halinde öldürme ve hırsızlık suçlarından ceza verilmez fakat ruhsatsız silah taşıma ve konut dokunulmazlığını ihlal suçundan ceza verilir.

Örneğin Öldürmek için zehir vermiş fakat ölüm meydana gelmeden ( netice meydana, gelmeden ) panzehir ile mağdurun ölümüne engel olmak durumunda o ana kadar ki eylem kasten öldürmeye teşebbüstür ve fail öldürmeye teşebbüsten sorumludur.

İştirak Halinde Gönüllü Vazgeçme

Birden fazla kimsenin bir suçu işlemek için bir araya geldiği bir durumda bunlardan birisinin gönüllü vazgeçmesi halinde de gönüllü vazgeçen faile ceza verilmez.

Suç gönüllü vazgeçenin gösterdiği bütün gayrete rağmen işlemiş olursa veya gönüllü vazgeçenin gayretinin dışında başka bir nedenden dolayı işlenememiş olsa bile gönüllü vazgeçene ceza verilmez.

Örneğin; Aile B hırsızlık yapmak için Masum un evine girmiştir. Masum un çok fakir birisi olduğunu gören A suç işlemekten vazgeçmiş ve geri dönmüştür. B ise “Fakir de olsa herkesin evinde çalınacak bir şey vardır.” diyerek eyleme devam etmiştir.

Bu olayda, A gönüllü vazgeçmeden faydalanır ve sadece o ana kadarki eylemi bir suç teşkil ediyorsa o suçtan cezalandırılır. Eğer Ev sahibi uyandığı için hırsızlık suçu işlenememiş ise B, hırsızlığa teşebbüsten sorumludur; çünkü gönüllü vazgeçmesi yoktur.

ETKİN PİŞMANLIK

Suçun bütün unsurları ile tamamlandıktan sonra failin suç yolunda ilerlemekten dönmesine etkin pişmanlık denir. Etkin pişmanlık yalnızca suç tamamlandıktan sonra belli suçlar bağlamında cezayı kaldıran ya da azaltan kişisel bir nedendir. Etkin pişmanlık her suç bakımından uygulanmaz.

Örneğin; A, B’yi kaçırmış ve fakat mağdura bir zarar vermeden güvenli bir yerde serbest bırakmıştır. Etkin pişmanlık söz konusudur.

Örneğin; K, gece vakti M’nin evine girerek 100 TL’sini çalmış ancak ertesi gün M’nin çok fakir olduğunu öğrenip parasını geri iade etmiştir.

Teşebbüste Özel Durumlar

1. Fail daha fazlasını isterken azını almış ise; bu durumda teşebbüs değil tamamlanmış suç vardır. Örneğin; A cep telefonundan beş tane telefon çalmak isterken 2 tane çalmış ise bu durumda teşebbüs değil tamamlanmış hırsızlık suçu vardır.

2. Zincirleme suçlarda ilk suçu işleyen failin ikinci suç işlerken yakalanması durumunda; tamamlamış olduğu ilk suçtan dolayı ceza alır. Örneğin; A bir beyaz eşya dükkanından ilk gün 5 adet çamaşır makinası çalmıştır. İkinci gün yine aynı dükkandan dünden kalan 2 çamaşır makinesini daha almak için gelmiş fakat bu makineleri çalarken yakalanmıştır. Bu durumda teşebbüsten değil tamamlamış olduğu ilk suçtan dolayı ceza verilir verilir ve zincirleme suç hükümleri uygulanır.

3. Mütemadi Suç ( Kesintisiz Sürekli Suç ): Bu suçlarda kesinti devam ederken fail yakalanmış ise teşebbüs değil tamamlanmış suç söz konusu olur.

Örneğin; A zorla senet imzalatmak için V’yi yakalamış ve zorla bir odaya kapatmıştır. V bir gün sonra durumun arkadaşları tarafından öğrenilmesi üzerine kapatıldığı odadan kurtarılmıştır. Bu durumda işlenmiş bir kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu vardır. Teşebbüs yoktur. Bu suç özgürlük kısıtlanması yapıldığı ilk anda gerçekleşmektedir.

İşlenmez Suça Teşebbüs

Fail tarafından gerçekleştirilmek istendiği halde suçun maddi konusunun bulunmaması ya da kullanılan aracın elverişsizliği nedeniyle işlenmesi mümkün olmayan suçlara işlenmez suç adı verilir.

Örneğin; A komşusu B ile bir gün önce tartışmış ve onu öldürmek istemektedir. Ertesi gün bahçede yüz üstü yattığı bir sırada ona karşı iki el ateş etmiştir. Ancak ölüm sonrası yapılan otopsi de B’nin bir gün önce gece kalp krizinden ölmüş olduğu ve A’nın eylemi sırasında zaten ölü olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda A’ya ceza verilemez. Çünkü suç konusu imkansızdır. Ölmüş bir kimse ikinci kez öldürülemez.

Örneğin; Su tabancası ile bir kimsenin öldürülmesi mümkün olmadığından (aracın mutlak elverişsizliği) su tabancası ile öldürme veya öldürmeye teşebbüs suçları işlenemez.

İşlenemez suçtan dolayı faile ceza verilmez.

Sözde Suç

Failin gerçekleştirmeyi düşündüğü ya da gerçekleştirdiği eylemin kanunda suç olarak tanımlanmadığı durumlarda sözde (mefruz) suç vardır. Fail suç işlediğini düşünmektedir oysa ortada bir suç yoktur.

Örneğin; Evlilik dışı birlikteliklerde kişi zina suçu işlediğini düşünmekte ise de zina yasada suç olarak tanımlanmadığı için bu durumda söz de suç vardır.

İştirak

Ceza kanununda belirtilen bir suçun birden fazla fail tarafından işlenmesi halinde çok failli suç, yalnızca bir kimsenin suç işlemesi halinde ise tek failli suç söz konusu olur.

Örneğin; Rüşvet suçu, bir rüşvet alan ve bir de rüşvet veren kimsenin varlığını zorunlu kılan suç olduğu için çok failli bir suç tipidir.

T.C.K ya göre İştirak; “Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu tutulur.” Bir suçu beraber işleyen kimselerden her biri asli maddi faildir. Bu kimseler suçu beraber işleyen (iştirak) kimselerdir.

İştirak tek failli bir suçun birden fazla kimse tarafından işlenmesidir. iştirak ceza sorumluluğunu genişleten bir kurumdur.

İştirakin Şartları

  • Birden çok fail olmalı.
  • Suçun icrasına başlanmalı (Asıl fail en azından suçun icra hareketlerine başlamış olmalı) ve bütün ortaklar bakımından işlenmesi konusunda anlaşılan suç aynı olmalı.
  • Failleri işlenen suça katkı sağlamalıdır. Suç konusu üzerinde bir fiil hakimiyeti bulunmalıdır. Örneğin; Bir öldürme suçuna gülümseyerek bakan kimsenin eylemi iştirak değildir. Bu eylem suç konusu üzerinde fiili hakimiyet sağlanmadığı için iştirak sayılamaz.
  • İştirak yalnızca aktif hareketlerle değil ihmali hareketlerle de olabilir. (Örneğin; Hırsızla anlaşan güvenlik görevlisinin gece kasaları kilitlememesi suretiyle iştirak etmesi ise ihmali bir harekettir. )
  • Suça katılma suçtan önce olabileceği gibi suç işlendiği sırada da olabilir.
  • Failler birbirinden habersiz hareket ediyorsa iştirakten söz konusu olmaz.

Örneğin; B’ye birbirinden habersiz olarak zehir veren A ve C arasında iştirakten söz edilemez. Çünkü faillerin suç işlemek konusunda ortak bir amacı yoktur.

İşlenmiş (Tamamlanmış suça-Netice sona ermiş suça) iştirak mümkün değildir.

Örneğin;: Hırsızlık yapmış olan A’nın çaldığı eşyayı saklayan B’nin eylemi hırsızlık suçuna , iştirak olmayıp suç eşyasını saklamak suçudur. Çünkü suç işlenmiştir. İşlenmiş suça iştirak , mümkün değildir. Ancak bu yardım suç işlemeden önce vaad edilmiş ise ve bu suretle failin suç kararını kuvvetlendirmiş ise bu durumda iştirak söz konusu olur.

Suça İştirak Türleri

Suça iştirak türleri faillerin eylemin işlenişinde suç konusu üzerindeki egemenlikleri (hakimiyetleri) göz önüne alınarak belirlenmektedir.

İştirak faillik (beraber işleyen-müşterek faillik),azmettirme, yardım etme olmak üzere üç tür söz konusudur.

1. Birlikte Faillik (Müşterek Faillik)

Suçun kanuni tanımında öngörülen hareketlerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kimse fail (birlikte fail-müşterek fail) olarak sorumludur. Bu durumda her bir fail suç konusu üzerinde ortak hakimiyet kurmaktadır. Örneğin; İki kişinin bir başkasını tutarak kasten yaralama suçunu işlemesi.

Örneğin; aralarında iştirak idaresi bulanan beş kişi bir mağdura karşı silah ile ateş etse ve mağdur bu hareketler neticesinde ölmüş olsa. Suç sonrası yapılan araştırmada öldürücü darbenin kimin silahından çıkan mermiden dolayı olduğunu ortaya çıkmasa ve hatta bazı faillerin mağdura isabet dahi ettirememiş olması halinde failler suç konusu üzerinde ortak hakimiyete sahip oldukları için her bir fail tamamlanmış kasten öldürme suçundan sorumludur.

Failler arasında iştirak iradesi olmasaydı, A ve B mağdur M ye karşı aynı anda fakat birbirlerinden habersiz bir şekilde Öldürmeyecek kadar zehir vermeleri ve fakat iki zehir birleşerek ölümü meydana getirmiş ise bu durumda failler arasında iştirak iradesi söz konusu olmadığı için iki fail de öldürmeye teşebbüsten sorumludur. Eğer her bir fail öldürecek kadar zehir vermiş ise artık her iki fail de kasten öldürmeden dolayı sorumludur.

2. Dolaylı Tahrik

Suçun işlenmesinde bir başkasının araç olarak kullanılması durumunda dolaylı faillik adı verilir. Bir başkasını araç olarak kullanan kimse fail olarak sorumludur ve suçu kendisi işlemiş gibi ceza alır.

Örneğin; Akıl hastasına birisini öldürmesini öğreten bir kimse akıl hastası öldürme suçu işlediği zaman öldürmeyi öğreten kimse dolaylı fail olarak sorumludur.

Örneğin; Notere, yanılgıya düşerek sahte vekaletname düzenletilmesi sahte vekaletnameyi bilmeden düzenleyen noter değil, düzenlettiren kimse belgede sahtecilik suçu sebebiyle dolaylı fail durumundadır.

Dolaylı faillikte araç olarak kullanılan kimse cezalandırılamaz.

Suçun işlenmesinde kusur yeteneği olmayan kişilerin (akıl hastası, suç işleme kabiliyeti olmayan çocuk) araç olarak kullanılması durumunda dolaylı faile verilecek ceza 1/3’ten yarıya kadar artırılır.

Özgü Suç; Bazı suçların ancak belirli bir niteliğe sahip kimseler tarafından işlenmesinin öngörüldüğü suçlara özgü suç adı verilir. Örneğin; Zimmet ya da görevi kötüye kullanma suçunu işleyen kimse ancak kamu görevlisi olabilir.

Özgü suçlara iştirak mümkündür. Ancak iştirak eden kimseler, azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla sorumludur. (İştirakte Bağlılık Kuralı)

Örneğin; Bir memurun kendisine teslim edilmiş olan parayı zimmetin iştirak eden kimse (parayı onun adına banka hesabında tutan) azmettiren sıfatıyla sorumlu olur.

3. Azmettiren

Hiçbir suç işleme kararı olmayan bir kişiye suç işlettirilmesine azmettirme adı verilir.

Örneğin; A hasmını öldürmek için çok miktarda para vererek B ile hasmı H’yi öldürmesi konusunda anlaşmışsa A azmettirendir. Bu durumda Hem A hem de B kasten öldürme suçundan dolayı sorumludur.

  • Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
  • Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme hâlinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.
  • Çocukların suça azmettirilmesi halinde, azmettirme suretiyle cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
  • Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında indirim yapılır (üçte bir oranında)

Azmettiren ile dolaylı fail arasındaki fark;

  • Azmettirmede azmettiren kimsenin yanında suç işleyen kimse de cezalandırılır. Ancak dolaylı faillikte suç işleyen kimse cezalandırılmaz.
  • Azmettirmede fail özgür iradesi ile hareket ediyorken, dolaylı faillikte suç işleyen kimse suç işlediğinin farkında değildir.
  • Azmettirilen suçu azmettiren adına işlediğini bilir. Oysa dolaylı faillikte fail suçta kullanıldığını bilmez.

Azmettirilen azmettirdiği suçtan başka suç işlerse azmettiren sorumlu mudur?

Azmettirilen kimse azmettiren ile anlaştığı suçtan başka (Hukuksal Niteliği Farklı) bir suç  işlemiş ise bu durumda azmettiren sorumlu olmaz. Örneğin; Hırsızlık suçu konusunda anlaşılmış iken azmettirilen fail cinsel saldın suçu işlemiş ise, azmettiren bu suçtan sorumlu olmaz.

Fail teşebbüs aşamasında kalmış ise Azmettiren de teşebbüsten sorumlu olur. Fail; çoğu yerine azını işlemiş ise azmettiren ortaya çıkan suçtan dolayı sorumludur.

Fail suç işlerken suç konusunda bir sapma yapmış ise azmettiren bu sapmadan dolayı da sorumludur. Örneğin; fail B, C’nin öldürülmesi için A tarafından azmettirilmiştir. Bu durumda fail B suç işlerken C yerine D’yi öldürmüş ise D’nin öldürülmesinden dolayı azmettiren sorumlu olur.

4. Yardım Etme

Suç işleme kararı vermiş bir kişiye yasada sayılan kolaylıkların sağlanması suretiyle suç katılmış olan kimseye yardım eden adı verilir. yardım etme halleri sadece kanunda sayılan haller için söz konusu olabilir. Yardım eden kişiye işlenen suçun cezası yarı oranında verilir. Yardımda bulunma maddi ve manevi olabilir.

Maddi yardımlar; Araç sağlamak (suç aleti sağlamak), suç işleyen kimseye maddi yardım (yemek götürmek, yer temin etmek). Bu yardımlar olmaksızın suç işlenemeyecek durumda ise o zaman yardım etme değil beraber işleme- müşterek faillik söz konusu olur.

Manevi Yardımlar:

Teşvik; Şuç işlemeyi düşünen ancak henüz kesin karar vermemiş bulunan kişinin kararını vermesini sağlamak. Örneğin; Yaparsan iyi olur, iyi yapıyorsun yap devam et demek.

Suç Kararını Kuvvetlendirme; Şuç işleme kararını vermiş bir kişiyi icraya geçmeye yöneltmek halidir. Örneğin; Gün bu gündür bas tetiğe ya da sen onu şimdi vurmazsan o seni sonra vurur demek.

Yardımda Bulunacağını Vaat; Suç işlemeden önce faile suç işlediğinden yardım edeceğini söylemektir. Örneğin; Yakalanırsan mahpusta ben sana bakarım. Sana iki günde pasaport alır yurt dışına kaçırırım.

Yol Göstermek: Suç işlemesinden önce suçun nasıl işleneceği konusunda öneride bulunmak. Örneğin; Eve şuradan gir. Şurasına vur. Şuradan bıçaklarsan bir daha iflah olmaz. Şu yoldan geçerken sıkıştır orada kimse olmaz yakalanmazsın demek gibi.

Bu sayılanlardan başka yardım biçimi yoktur. Bu haller sınırlayıcı bir biçimde sayılmıştır.

İştirakte Suç Ortaklarının Kararlaştırılan Suçtan Başka Bir Suçu İşlemesi

Ortaklardan birisi iştirak anlaşması dışındaki bir suç işlerse sadece bu farklı suçu işleyen fail sorumlu olur.

Örneğin; A, B, C hırsızlık için D’nin evine girmiş ise fakat içeride B D’yi öldürmüş ise A, C öldürmekten dolayı sorumlu değildir.

Örneğin; A, gazeteci ile B’nin gazete köşesinde işadamı C’ye hakaret etmesi konusunda anlaşmış; fakat Gazeteci B hakaret fiili ile birlikte iftira da ederse A iftira suçundan dolayı sorumlu olmaz.

İştirakte Bağlılık Kuralı

Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (A aynı konutta oturduğu babasının cebinden para çalmak konusunda B ve C ile anlaşmış ise A kişisel cezasızlık nedeniyle ceza almazken B ve C ceza alır.) Henüz 11 yaşında olan A ile 19 yaşında olan B, C’yi öldürmek konusunda anlaşmışlar ve öldürmüşler ise A kişisel cezasızlık nedeniyle ceza almazken B bundan etkilenmeyecek ve ceza alacaktır.

Özgü suçlarda ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçlara iştirak mümkündür. Ancak Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren ve yardım eden olarak sorumlu tutulur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir