Ana Sayfa / Medeni Hukuku / Kişiler Hukuku-Gerçek Kişiler ve Ehliyetleri

Kişiler Hukuku-Gerçek Kişiler ve Ehliyetleri

Hukuk düzeninin, kendi lehine haklar ve aleyhine de borçlar yaratabilme yetkisi tanıdığı sujelere kişi denir. Kişiler lendi içlerinde gerçek ve tüzel kişiler olarak ayrılırlar.

Kişiliğin kazanılması; Kişilik doğumla kazanılmaktadır. Ancak burada bahsedilen doğum, tam ve sağ doğumdur. Tam doğumdan kastedilen şey, doğumun tamamlanış olmasıdır.

Kişiliğin Sona Ermesi; normal şartlarda kişilik ölümle sonlanır. Ölüm hukukun kendisine sonuç bağladığı bir hukuki olaydır. Bu olayla birlikte ölenin evli ise evliliği kendiliğinden sona erer. Çocukları varsa onların üzerindeki velayet hakkı da sonlanır.

Ölüm Dışında Kişiliğin Sona Ermesi

Ölüm Karinesi; Bir kimse ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır. Ölüm karinesi mahallin en büyük mülki amirinin emri gerekir. fakat bu karar mutlak değildir.

Hakkında ölüm karinesine hükmedilen kişinin evli olması halinde ise bu kararla birlikte evliliğin de kendiliğinden sona ermiş kabul edildiğine dikkat etmek gerekir.

Birlikte Ölüm Karnesi; Kişinin ölüm zamanının netleştirilemediği durumda birlikte ölüm karinesine ihtiyaç vardır. Aralarında mirasçılık ilişkisi olan bir kaç kişinin birlikte ölmesi mirasın paylaşılması açısından sorun yaratmaktadır. Bu durumda birlikte ölümü gerçekleşen kişiler birbirlerine mirasçı olmazlar. Burada aynı anda ölmüş kişilerin aynı olay sebebiyle ölmelerine gerek yoktur.

Gaiplik; Ölümüne muhtemel gözle bakılacak şekilde kaybolma ve cesedin bulunamamış olması hali ile kendisinden uzun süre haber alınamamış olması halleridir.

Nitekim Medeni Kanunumuz “Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.” diyerek karar makamının mahkeme olacağını ortaya koymuştur. Bu mahkeme, kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer mahkemesi; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir. Ana ve babasının da sicilde kayıtlı olmaması halinde ise Ankara, İstanbul veya İzmir’deki mahkemelerden biri yetkilendirilir. Görüldüğü gibi burada aslolan hakkında gaiplik kararı verilecek olan kişinin ikametgahıdır yoksa mirasçının yerleşim yeri ya da mirasın bulunduğu yer değil.

Dava Açmaya Yetkili Olanlar: Bir kimse hakkında herkes gaiplik davası açamaz. Bu davanın açılabilmesi için davacınm bu ölümden bir hak kazanıyor pozisyonda olması gerekir. Bu nedenle dava açabilecek kişiler öncelikle kişinin yasal mirasçıları sayılmalıdır. Gaipten alacaklı kişilerde dava açabilirler.

Dava açmaya yetkili olan bir diğer kişi ise hazinedir. şartları;

  • Hakkında gaipliğine hükmedilecek kişinin en az 100 yaşında olması ya da
  • Malları en az 10 yıldan beri resmi tasfiyeye tabi tutulmuşsa kişi hakkında hazine de dava açabilir

Ölümüne muhtemel gözle bakılacak şekilde kaybolma halinde dava, bu olaydan itibaren 1 yıl geçtikten sonra, uzun süre haber almama durumunda ise dava, kişiden en son haber alındığı tarihten 5 yıl geçtikten sonra açılabilir.

Gaiplik Kararının Verilmesindeki Usul

Bu kararın verilebilmesi için mahkemenin en az 2 ilan yapmış alınası gerekir. Böylelikle mahkeme kişi hakkında gerekli bilgiyi toplayarak gerçek durumun tespitini sağlayacaktır. Gaipliğine karar verilecek kişi, ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer.

İlk ilan verildikten sonra mahkeme en az 6 ay beklemek zorundadır. Bu süre gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre çağırmış olmakla ilgilidir. Bu sürede de herhangi bir bilgi veya başvuru olmazsa artık mahkeme ikinci ilam da verir. Mahkemenin ilanla ilgili bir sayı sınırı bulunmamaktadır. Yani istenirse ikiden çok ilan da yapılabilir. Ancak kararın verilebilmesi için iki ilan şarttır. İlk iki ilan arasında ise en az 6 ay süre bulunması kararın bu 6 aylık ilan süresi geçmeden verilemeyeceği sonucunu ortaya çıkartmaktadır. Yani gaiplik kararının verilebilmesi için ilandan sonra en az bir 6 ay daha geçmiş almalıdır.

Gaiplik Kararını Hukuki Sonuçları

Bu kararla mirasçıların miras alabilmeleri kural olarak teminat göstermeleri şartına bağlanmıştır. Gösterilecek bu teminat sonsuza kadar gaibin çıkıp gelmesini beklemez. Belirli bir sürenin geçmesiyle birlikte mirasçı tarafından geri alınabilirler. İşte bu süre de gaiplik kararının verilmesini gerektiren sebebe göre farklılık arzetmektedir. Nitekim;

  • Muhtemel ölüm tehlikesi içinde kaybolma hallerinde teminatın bağlı kalacağı süre 5 yıl,
  • Uzun süre haber alınamama hallerinde ise 15 yıldır.

Bu sürelerin başlangıcı ise ilk halde terekenin mirasçılara tesliminden itibaren başlarken, uzun süre haber almamama hallerinde son haber tarihinden itibaren başlayacaktır.

Gaiplik kararı, kişinin evli olması halinde evliliğinin de kendiliğinden sona ermesine yol açmaz Yani sağ kalan eş, boşanma veya evliliğin iptali yoluna başvurmadığı sürece gaibin evliliği devam ediyor demektir.

Gaip ya da Üstün Haklı Mirasçının Gelmesi

Gaibin Çıkıp Gelmesi: Karar verildikten sonra gaip çıkıp gelirse gaiplik kararını çürüterek eski hukuki konumuna kavuşabilir. Eğer mirasçıların elinde miras olarak kalan mallar duruyor ise bunlar gaibe iade edilir. İyiniyet ve kötüniyetin iadedeki etkileri burada da geçerli olacaktır. Gaip geldiğinde miras olarak geçen mallar mirasçılarda bulunmuyorsa ve eğer teminat süreleri geçmemişse gaip, teminat olarak gösterilen değerleri alır. Şayet teminat süreleri de geçmiş ve teminatlar da geri alınmışsa bu durumda iyiniyetli mirasçıların iade etmeleri gereken bir şey yoktur. Çünkü onlar ellerinde kalanı vermekle sorumluluktan kurtulabilmektedirler. Ellerinde hiçbir şey kalmadığına göre iade etmeleri gereken bir şey de yoktur. Ancak mirasçılar kötü niyetli iseler onların sorumluluğu devam edecektir. Yani gaibin zararını karşılamakla yükümlü olacaklardır.

Üstün Haklı Mirasçının Çıkıp Gelmesi: Kararın verilmesinden sonra çıkıp gelen mevcut mirasçılara göre önceliği olan bir mirasçı olabilir. Örneğin kararla birlikte mirasa hak kazanmış olanlar sadece gaibin kuzenleri iken sonradan gaibin evlilik dışı çocuğu olduğunu söyleyen biri çıkıp gelebilir. İşte bu nedenle üstün haklı mirasçının diğer mirasçılardan hak talep etmesi mümkün olacaktır ancak kanun koyucu bu durumda birtakım süre sınırlamaları koymuştur. Buna göre üstün haklı mirasçıların iyiniyetli mirasçılara karşı 1-10 yıl, kötünüyetli mirasçılara karşı ise 1-20 yıl içinde talepte bulunması gerekmektedir. Bir yıllık süre mirasçmm üstün hakkı olduğunu öğrenmesiyle başlar.

Gerçek Kişilerin Ehliyetleri

A. Hak Ehliyeti; kişilerin haklara ve borçlara sahip olma ehliyetidir. Bu ehliyet genellik ve eşitlik ilkesine tabidir. Hak ehliyeti pasif bir ehliyet türüdür.

B. Fiil Ehliyeti; Kişilerin kendi lehine ve aleyhlerine de borçlar yaratabilme ehliyetidir. Aktif karakterli bir ehliyettir. Kişinin doğmuş olması bu ehliyete sahip olmasına yetmemektedir. Fiil ehliyetinin kazanılması için üç şart vardır;

  • Ergin olmak
  • Sezgin olmak
  • Kısıtlı olmamak

Ergin olmak; Hukukumuz ergin olmayı 18 yaşının tamamlanması olarak düzenlemiştir. Bunun istisnaları bulunmaktadır;

Evlenme Rüştü; Evlenme kişiyi reşit kılmaktadır. 17 yaşını bitiren kadın ve erkekler evlenebilir fakat bu işlemi ehliyetleri gereği tek başlarına yapamazlar. Kanuni temsilcilerinde onay vermesi gerekir. bazı olağan üstü durumlarda ise evlenme yaşı 16’ya inebilmektedir. Bunun için mahkemenin olağanüstü bir durumun varlığının belirlenmesi gerekir.

Yargısal (Kazai) Rüşt: Bazı hallerde kişinin mahkeme kararıylada reşit olması mümkündür. Ancak bunun için kanunun aradığı bir takım koşılların sağlanmış olması gerekmektedir. Bu koşullar;

  • Küçüğün en az 15 yaşını tamamlamış olması gerekmektedir.
  • Küçüğün menfaatinin bulunması
  • Küçüğün reşit olmayı talep etmiş olması
  • Küçüğün velisi varsa velisinin rızasının olması
  • Küçüğün vasisi varsa vesayet makamı olarak kabul edilen Sulh Hukuk Mahkemesi ile denetim makamı olarak kabul edilen Asliye Hukuk Mahkemelerinin de izni gerekir.

Sezgin Olmak

Kişinin beyinsel açıdan belli bir olgunluğa erişmesi anlamına gelmektedir. Ayrım yeteneğini ortadan kaldıran nedenler;

  • Akıl hastalığı
  • Akıl zayıflığı
  • Sarhoşluk
  • Yaş küçüklüğü

Kısıtlı Olmamak

Fiil ehliyetinin olumsuz şartıdır. Kişinin mahkeme kararıyla bazı işlemlerin kendi kararıyla yapamamaları anlamına gelir.  Genel kısıtlama nedenleri;

  • Akıl hastalığı
  • Akıl zayıflığı
  • Alkol veya uyuştucu madde bağımlılığı
  • Kötü idare
  • Kötü hal
  • savurganlık
  • Bir yıl veya daha uzun süreyle hürriyeti bağlayıcı cezayla cezalandırılmış olmak kısıtlanma sebepleridir.

Özel Kısıtlanma Nedenleri ise;

  • Yaşlılık
  • Engellilik
  • Ağır hastalık
  • Deneyimsizlik

Fiil Ehliyetine Göre Kişilerin Sınırlandırılması

1. Tam Ehliyetliler; Fiil ehliyetinin 3 şartına da sahiptirler. her tür sözleşmeyi tek başlarına yapabilirler.

2. Sınırlı Ehliyetliler; Bu gruba giren kişiler de fiil ehliyetinin üç şartına sahiptirler. Ancak ehliyetleri yasa tarafından sınırlanmıştır.

a. Evli Kişiler; Evli kişiler aşağıda belirtilen istisnai nitelikteki bazı işlemleri tek başlarına yapamazlar. Bunlar;

  • Aile konutu üzerinde tasarrufta bulunma
  • Kefil olma
  • Evlat edinme
  • Birbirleriyle paylı malik olmaları halinde pay devrinde bulunma

b. Kendilerine Yasal danışmanlar Atananlar; bu kişilerin tek başlarına yapamayacakları kabul edilen işlemler şunlardır;

  • Dava açma
  • Sulh olma
  • Kefil olma
  • Bağışlama
  • Ödünç alıp verme
  • Ana parayı alma
  • Kambiyo taahhüdünde bulunma
  • Kıymetli evrak alım satımı ve rehnedilmesi
  • Olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri
  • Taşınmaz alım satımı
  • Taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulması

Sınırlı Ehliyetsizler

Bu grup ayırt etme gücü bulunmayan küçük ve kısıtlılardan oluşmaktadır. Yapamayacakları işler;

  • Önemli bağışlamalaar içeren işlemler
  • Kefil olmalarına yol açacak işlemler
  • Rekabet yasağı anlaşmaları
  • Vakıf kurma işlemleri

Sınırlı ehliyetsizler şayet 15 yaşını tamamlamışlarsa ölüme bağlı tasarrufla vakıf kurabilirler.

Tek başlarına yapabilecekleri işlemler; Kendilerini borç altına sokmayan işlemleri yapabileceklerdir. Bu işlemler;

  • Karşılıksız olma şartıyla bağış alma
  • Alacaklı sıfatıyla kefalet sözleşmesi yapma
  • Temsilci olma
  • Bir meslek veya sanatın yapılması için izin verilmişse o meslek veya sanatla ilgili işleri yapma
  • Başka bir şehirde okumaları için izin verilmişse o şehirde yaşamaları için gerekli olan işlemleri yapma
  • Kendi kazançları üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunma
  • İdaresi kendilerine bırakılan mallar üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunma
  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanma

Evlenme, adın değiştirilmesi, tanıma, evlatlık alınmayı kabul etme, miras sözleşmesi yapma gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında yasal temsilcinin izni gerekmektedir.

Tam Ehliyetsizler

Fiil ehliyetinin şartları arasındaki ayırt etme yeteneğine sahip olmayanların oluşturduğu gruptur. Yaptıkları hiç bir işlem sonuç doğurmaz. Tam ehliyetsizlerin yaptıkları işlemler kanuni temsilcileri tarafından onaylansa bile geçerliliği yoktur.

tam ehliyetsizler kural olarak yaptıkları hukuki işlem ve fiillerden sorumlu değillerdir. İstisnaları;

  • Kusursuz sorumluluk hallerinden
  • Hakkaniyet gerektiren hallerden
  • Sebepsiz zenginleşme hallerinde iadeden sorumludurlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir