Ana Sayfa / Medeni Hukuku / Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri

Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri

Hukukun maddi yaptırımlarının öne çıkan başlıca çeşitlerini şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • Ceza; suç olarak tanımlanan davranışlara uygulanan yaptırım türüdür.
  • İptal; hukuka aykırı işlemin yargısal bir kararla ortadan kaldırılması şeklindeki yaptırımdır.
  • Tazminat; hukuka aykırı bir davranış nedeniyle zarar gören bir kimsenin bu zararın karşılanmasına yönelik bir yaptırım çeşididir.
  • Cebri İcra; Hukuki bir kurala aykırı davranan bir kişiye çiğnediği bu kuralın zorla uygulatılmasıdır.
  • Hükümsüzlük; bir hukuki işlemin kanunen geçerlilik ifade etmemesi halidir. Türleri şu şekildedir.

Yokluk; hukuki işlemin kurucu unsurlarında eksiklik bulunmasıdır.

Butlan; İşlemin hukuken geçerliliğini sağlayacak temel motiflerinde aykırılık hakinin bulunmasıdır. Kendi içinde alt türlere ayrılmaktadır.

Mutlak butlanda işlem hukuken yapılmıştır. Ancak kamu düzenine, ehliyete, şekle, hukuka, ahlaka, veya kişilik haklarına aykırılık söz konusu olmuştur.

Nispi Butlanda ise tam bir geçersizlik hali bulunmayıp sadece taraflardan biri tarafından ortaya çıkarılabilcek bir geçersizlik söz konusu olmaktadır.

Evlenme ve vasiyetname işlemlerini bir akıl hastasının yapması durumunda kendiliğinden mutlak butlan hükümlerine tabi tutulmaz. İptal edilinceye kadar geçerli sonuçlar doğurur.

Tek Taraflı Bağlamazlık; işlemin taraflardan sadece biri için bağlayıcılık yaratıp diğeri için ise herhangi bir bağlayıcılık yaratmamasıdır. Askıda geçersizlik olarak da bilinir.

Kurucu yenilik doğuran haklar, kişinin başkaları ile arasında yeni bir hukuki ilişkiyi başlatan hak türüdür.

Değiştirici yenilik doğuran haklar; mevcut ve devam eden bir hukuki ilişkinin içeriğinde bir farklı hukuki sonucun ortaya çıkması şeklinde karşımıza çıkar.

Bozucu Yenilik doğuran haklar; mevcut ve devam eden bir hukuki ilişkinin sona ermesine yol açan nitelikteki haklardır.

Yenilik doğuran hakların özellikleri;

  • Kullanılması koşula bağlanılamaz
  • Zaman aşımı süreleri işlemez
  • Hak düşürücü süreye tabidir
  • Yetki hakkıdır
  • Yardımcı haklardandır
  • Kullanıldıktan sonra geri alınamaz
  • Kullanıldıktan sonra ortadan kalkar
  • Tek taraflı irade açıklamasıyla kullanılır.
  • Dava yoluyla da kullanılabilir.

Hukukun Kaynakları

A. Yazılı ve Yazısız Kaynaklar

Yazılı Kaynaklar; Bunlar asli kaynaklardır. Çeşitleri; Anayasa, kanunlar, tüzükler, yönetmelikler, kanun hükmünde kararnameler, bakanlar kurulu kararları, uluslararası anlaşmalar, içtihadı birleştirme kararları, genelgeler, özelgelerdir.

Yazısız kaynaklar ise örf adet hukuku kurallarıdır. Bu kaynak hakimin başvurmak zorunda olmadığı dilerse başvurabileceği kaynaktır.

B. Asli-Tali Kaynaklar

Hukukun uygulanması esnasında hakimin başvurmak zorunda olduğu kaynaklar asli kaynaklardır. yazılı kaynaklar ile bunların uygulanmadığı durumlarda yazısız kaynaklar aynı zamanda bağlayıcı kaynaklardır. Bunların yanı sıra hukukun temel ilkeleri de bağlayıcı kaynaklar arasında yer alır.

C. Bağlayıcı- Bağlayıcı Olmayan Kaynaklar

hakimin başvurmak zorunda olduğu kaynaklar bağlayıcı kaynaklardır. yazılı ve yazısız kaynaklar bağlayıcı kaynaklar arasındadır. Bağlayıcı olmayan kaynaklar ise yardımcı kaynaklardır.

Hukukun Uygulanması

Hukukun Yer Bakımında Uygulanması; Bir devletin hukuk kurallarının uygulandığı yerler ancak o devletin egemenliğinin bulunduğu yerler olmaktadır. Buna yerelsellik ilkesi adı verilmektedir.

Hukuk Zaman Bakımında Uygulanması

  • Eski ve yeni kurallar her ikisi de genel nitelikte ise eski düzenlemenin yeni düzenleme ile çelişen hükümleri yürürlükten kalkar.
  • Eski ve yeni kurallardan her ikisi de özel nitelikte ise yine eski düzenlemenin yeni düzenleme ile çelişen hükümleri yürürlükten kalkar.
  • Eski kural genel nitelikte sonraki kural ise özel nitelikte ise bu durumda özel kanun, genel kanunun kendisiyle çelişen hükümlerini yürürlükten kaldırır.
  • Eski düzenlemenin özel nitelikte yeni düzenlemeninse genel nitelikte olması durumunda ise kanun koyucunun amacına dikkat edilmelidir.

Kanunların yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanacak olmaları ilkesel olarak kabul edilen bir durumdur. Buna rağmen hukukumuz bu istisnai duruma da başka istisnalar bağlamıştır;

  • Eski kural kamu düzenine aykırıysa
  • Eski kural genel ahlak kurallarına aykırılık içeriyorsa
  • Eski kural yeni kanunun emredici hükümlerine aykırılık içermekteyse
  • Eski kural döneminde hak henüz kazanılmamış bir hak niteliğindeyse

Hukukun Anlam Bakımından Uygulanması

Yorum Türleri

  • Yasama yorumu
  • Yürütme yorumu
  • Yargısal yorum
  • Bilimsel yorum

Yorum Yöntemleri

  • Deyimsel yorum
  • Amaçsal yorum
  • Sistematik yorum
  • Tarihi yorum
  • Evleviyet
  • Zıt kanıt yöntemi gibi yöntemlerdir.

Konuyla İlgili Hükmün Bulunmaması

Hakim sorunun çözümünde önce yazılı kaynaklara başvurmuş ve somut olaya uygulanabilecek herhangi bir düzenleme bulunmamışsa sorunu çözmekle görevli olduğu için bu kez yazısız (örf ve Adet hukuku kuralları) kaynaklara başvurmak zorundadır. Örf ve adet hukuku kurallarında da uygun bir çözümün bulunmaması halinde ise (hukuk boşluğu) hakim hukuk yaratarak soruna çözüm bulur.

a. Hakimin Hukuk Yaratması

hakim hukuk boşluğunun olması durumunda öncelikle kıyasa başvurmak zorundadır. Kıyas imkanı yoksa eğer hakim hukuk yaratarak soruna çözüm bulur;

  • Hakim hukuk yaratırken genel ve soyut bir kural öngörmelidir.
  • Hakimin yarattığı hukuk, onu yaratan hakimi dahi benze başka olaylarda bağlamaz.
  • Hakimin yarattığı hukuk, kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düşmez.
  • hakimin yarattığı hukuk üst yargı denetimine tabidir.
  • Hakim hukuk yaratırken Anayasanın ve kanunların temel ilkelerine bağlı kalmak zorundadır.

Boşluk kavramı ve Türleri

Hem yazılı kaynaklarda hem yazısız kaynaklarda uygun bir düzenleme bulunmamakta ise ortaya çıkan boşluğa “hukuk boşluğu” denir.

Kural İçi Boşluk; kanun koyucunun bilerek bir hususu düzenlememiş olması durumudur.

Atıf; Bu boşluk türünde kanunun bir maddesi, uygulama açısından hakimi kanunun başka bir maddesine yönlendirmekte ve o maddeyle sorunun çözümü kavuşturulmasını istemektedir.

Hakimin takdir Hakkı; hakim  karar verirken hukuka ve hakkaniyete göre karar vermelidir. Özellikleri şöyledir;

  • Hakim ancak yasanın müsaade ettiği durumlarda bu hakkı kullanabilir.
  • Hakim takdir hakkını kullanırken hukukun temel ilkelerini bağlı kalmalıdır.
  • Hakim takdir hakkımı kullanmak zorundadır. Çünkü takdir hakkını kullanmadığında ortaya bir karar çıkmamakta, karar verdiği her durumda ise dolaylı da olsa takdir hakkımı kullanmış olmaktadır.
  • hakimin takdir hakkı üst yargı denetime tabidir.

Kural dışı boşluk; kanun koyucunun bir düzenleme yapması gerektiği halde herhangi bir düzenleme yapmamış olduğu boşluk türleridir.

Açık boşluk- Örtülü Boşluk: Kanun koyucunun düzenleme yapmak konusunda düzenleme yapmadığı durumdur. Hakim hukuk yaratarak çözü bulur.

Örtülü Boşluk: Burada aslında kanun koyucu bir düzenleme yapmıştır. ancak, bu düzenleme çok geniş tutulmuş ve bu sebeple de ortaya çelişkiler çıkmaktadır. Başka bir ifadeyle kanunun özü ve sözü birbirini tutmadığı durumdur.

Dürüstlük Kuralı

Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Dürüslük kuralının uygulandığı yerler;

  •  Hakkın kullanılmasında
  • Sözleşmelerin yorumlanmasında
  • Sözleşmelerin tanımlanmasında
  • Sözleşmelerin tamamlanmasında
  • Sözleşmelerin tahvilinde
  • Sözleşmelerin kurulmasında
  • Sözleşmelerin ikincil noktalarının belirlenmesinde
  • Sözleşmelerin uyarlanmasında
  • Borçların ifasında
  • Sözleşme öncesinde tarafların görüşmelerinde dahi dürüstlük kuralı uygulanır.

İyiniyet

Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

İyiniyetle Hak Kazanmanın Şartları

İyiniyetle kazanmanın iki önemli kıstası bulunmaktadır;

  • Kişinin iyi niyetli olması
  • Eşyanın sahibinin elinden kendi iradesi ile çıkmış olmasıdır.

Sahibinin elinden isteği dışında çıkan eşyalarda, 3. kişi iyiniyetli de olsa hak kazanamaz. Bu bir kural olarak varsayılırsa bu kuralın iki önemli istisnası ile karşılaşırız; Para ve hamiline yazılı kıymetli evraklardır.

Eğer sahibinin elinden isteği dışında çıkan şey para veya hamiline yazılı kıymetli evraksa bunu elde eden kişi iyi niyetli ise hakkı kazanacaktır. Bu istisnalarda eşyanın sahibinin elinden rızasıyla çıkıp çıkmadığına bakılmaz.

Kişinin kazanma anında iyiniyetli olmaması ya da eşyanın sahibinin elinden iradesi ile çıkmamış olması halinde 3. kişi hakkı kazanamamış olacaktır. Bu durumda eşyanın iadesi gerekir; eşyayı iade edecek kişinin talep edeceği haklar işe şu şekildedir; İyiniyetli kişinin eşyayı, bir mağaza, dükkan, pazar, ihale, açık arttırma vb. bir yerden alması durumunda, ödemiş olduğu bedeli geri isteyebilmektedir; Yani kişi, iyiniyetli ise ve eşyayı bir dükkan vb. bir yerden almışsa eşyayı sahibine iade ederken bedeli ondan geri isteyebilecektir.

Eşyanın hasarından sorumlu olma; iyiniyetli kişiler eşyayı iade ederken elinde kalanı vermekle borçtan da kurtulmuş olurlar. Kötü niyetli ise eşyayı ellerinde kalan haliyle vererek sorumluluktan kurtulamazlar. Eşyayı iade etmeli ve ortaya çıkan değer kaybını da karşılamaları gerekmektedir.

Eşyaya  Yapılan Masrafların İstenmesi

Zorunlu masraflar, eşyaya özgülenen amacın gerçekleşmesi ve devam etmesi için yapılan harcamalardır. Faydalı masraflar ise eşyanın değer kaybetmesini önleyen yada ona değer katan niteliktedir. Lüks masraflar ise kişisel beğeni gereği yapılan masraflardır.

İyiniyetli kişiler iadesi söz konusu olan eşyaya masraflar yapmışlar ve bu masraflar da zorunlu veya faydalı masraf ise eşyayı iade ederken bunların kendilerine geri ödenmesini talep edebilirler. Ancak lüks masrafları, sökülüp alınması mümkünse söküp alabilirler. Eğer sökülemiyorsa buna ilişkin bir talep hakları bulunmamaktadır. Şayet sökülüp alınması mümkünse karşı taraf, bu lüks masrafın bedelini ödemeyi teklif ettiğinde iyiniyetli kişi buna rağmen söküp alamaz. Kanun bu durumda bedelin alınması gerektiğini söylemektedir. Kötüniyetli kimseler ise yaptıkları masraflardan sadece zorunlu nitelikte olanların iadesini talep edebilirler.

Eşyayı Alıkoyma Hakkı; İyiniyetli kimseler gerek mal iade ederken talep ettikleri satın alma bedelinin gerekse zorunlu ve faydalı masraflarının ödenmemesi durumunda eşyayı alıkoyma hakkına sahiptir. Kötü niyetli kişiler alıkoyma hakkına sahip değillerdir.

Eşyadan elde edilen semerelerin iadesi; iyiniyetli kişiler eşyayı iade edene kadar elde ettiği semereleri iade etmek zorunda değildir. Ancak kötü niyetli kişiler hem elde ettikleri semereleri hem de elde etmeyi ihmal ettikleri semereleri iade etmek zorundadırlar

Mahsup etme zorunluluğu; Yasa kötü niyetlilere mahsup etme imkanı tanımamış bu hususu iyi niyetlilere şart koşmuştur. Buna göre iyi niyetli kişiler eşyadan hem semere elde etmişler hem de iade ederken masraf ya da bedel talep etme imkanına sahip olmuşlarsa mahsup yapmak zorundadırlar.

Karine

Karine, doğruluğu herkesçe malum olan veya yaşamın doğal akışı gereği ispatı gerekmeyen durumlardır. Örneğin, dışatıya çıkıldığında yerlerin ıslak olduğu görülürse yağmurun yağdığı düşünülür. Bizzat yağmurun yağdığının görünmesine gerek yoktur. Yağmur yerlerin ıslak olmasından anlaşılmaktadır.

A. Kanuni Karine

Adi Karine; Aksi kanıtlandığında çürütülebilen karinelerdir. Kanunda düzenlenmiş bu karinelerin en bilinen örnekleri şunlardır;

  • Babalık karinesi
  • İyiniyet karinesi
  • Masumiyet karinesi
  • Ölüm karinesi
  • Gaiplik karinesi
  • Birlikte ölüm karinesi
  • Resmi sicil kayıtlarının doğruluğu karinesi

Kesin karine; Aksi taraflarca kanıtlansa dahi çürütülemeyen karinelerdir. kanunda düzenlenen bu tür karinelerin ise en güzel örnekleri;

  • Analık karinesi
  • Kanunların herkesçe bilindiği karinesi
  • Resmi sicil kayıtlarının herkesçe bilindiği karinesi
  • Yerleşim yeri karinesi

 

2 Yorumlar

  1. Gayet öz ve iyi hazırlanmış, bilgi paylaşımı için öncelikle teşekkür ederim. “Eşyaya Yapılan Masrafların İstenmesi” başlığı altında faydalı ve zorunlu masraf tanımları birebir aynı yapılmış, yalnızca o kısmı geliştirmek adına düzeltme ihtiyacı hissettim. Sanırım tanım faydalı masrafın tanımıdır. Saygılarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir