Vadeli İşlemler Piyasaları Nedir?

Tarihi 19. yy’a kadar uzanan ve öncelikle mala dayalı vadeli işlemlerin işleme konu edildiği organize borsalarla başlayan vadeli işlem piyasaları günümüz vadeli işlem borsalarının temelini oluşturmuştur. İlk organize vadeli işlem borsası olan CBOT, 1848 yılında kurulmuştur.

Daha sonra, belli başlı para birimlerinin ABD doları vasıtasıyla altın standardına bağlanmasını içeren Bretton Woods anlaşmasının 1971 yılında terk edilmesi sonucunda sabit kur sisteminden dalgalı kur rejimine geçilmesi ve aynı dönemdeki petrol krizi gibi dünya ekonomisini temelden etkileyen olaylar risk yönetimi olgusunun ön plana çıkmasına neden olmuş, bu durum yeni finansal araçların oluşturulmasına zemin hazırlamıştır.

Böylece, söz konusu tarihe kadar piyasalarda genellikle tarımsal ürünlere dayalı vadeli işlem sözleşmeleri işlem görmekle birlikte, döviz ve faiz başta olmak üzere finansal vadeli işlem sözleşmeleri yaygınlık kazanmaya başlamıştır.

Bu aşamadan sonra piyasa risklerini üstlerine alarak, fiyat değişimlerinden yararlanmak isteyen spekülatörlerin sayısının artması ile bu piyasalar daha yaygın ve likit hale gelmiş, çeşitli borsalarda değişik mal, menkul kıymet ve yabancı para üstüne vadeli işlemler yapılmaya başlanmıştır.

Vadeli işlem piyasaları, esas itibariyle borsa ve borsa dışı (tezgahüstü-over the counter (OTC)) olmak üzere sınıflandırılabilecektir.

Borsalarda işlem gören vadeli işlem sözleşmelerine ilişkin vade, sözleşme büyüklüğü, alınacak teminatlar, fiyat adımları gibi işlem unsurları, ilgili borsalar tarafından belirlenmektedir. Borsalarda işlem gören vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin standartlaşmasının en önemli nedeni piyasanın likit olmasını sağlamaktır.

Borsa dışı vadeli işlem piyasalarında ise işleme ilişkin olarak yukarıda ifade edilen kriterler standart olmayıp, işlemin tarafları tarafından serbestçe belirlenmektedir. Bu piyasalarda likidite nispeten düşük olup, aynı zamanda işlemlere ilişkin işlem öncesi ve sonrası şeffaflık ve kamuyu aydınlatma gibi hususlar da daha sınırlıdır.

Bazı borsalarda fiyatlar emirlerin belirli kurallar çerçevesinde otomatik olarak eşleşmesi ile oluşmakta, bazı borsalarda ise piyasa yapıcılar tarafından belirlenmektedir. Piyasa yapıcı, borsaca talep edildiği zaman belirli bir vadeli işlem sözleşmesi için alış ya da satış fiyatı kote eden kişi ya da kurumdur. Piyasa yapıcılar, alım ve satım taleplerinin belirli bir fiyattan gecikme olmaksızın yerine getirilmesini sağlama fonksiyonunu üstlenmektedir.

Hisse senetlerinin aksine, vadeli işlem sözleşmelerin bir vadesi vardır. Hisse senetlerinde olduğu gibi bu sözleşmeleri sürekli olarak elde tutmak mümkün değildir. Vadesinde sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesi şarttır. Vadeli işlem sözleşmeleri, vadeli işlemlerin yapıldığı organize borsalarda işlem görmekte ve bu işlemler, söz konusu işlemlerin takasını gerçekleştiren takas kurumunun garantisi altında bulunmaktadır. Takas merkezi, borsada alıcı karşısında satıcı, satıcı karşısında alıcı konumuna geçerek piyasa katılımcılarının hak ve yükümlülüklerini teminat altına alma, gerçekleşen işlemler sonucu oluşan ödeme ve teslimat yükümlülüklerinin zamanında yapılmasını sağlama ve risklerin takibi, kontrolü ve teminat mekanizmasının işletilmesini gerçekleştirmekle görevli merkezdir.

Vadeli işlem piyasaları teminat usulüyle çalışmaktadır. Bir yatırımcı pozisyon almadan önce hesabına borsanın belirlediği asgari başlangıç teminatı tutarını yatırmak zorundadır. Vadeli işlem piyasalarında pozisyon alındığı andaki fiyat veya bir önceki uzlaşma fiyatı ile cari uzlaşma fiyatı arasındaki fark açık pozisyon sahiplerinin hesaplarına yansıtılmaktadır. Bu işlem her gün sonunda yapılmakta ve buna piyasaya göre ayarlama (mark to market) denmektedir. Her işlem günü sonunda üzerine vadeli işlem sözleşmesi hazırlanmış her araç bazında bir önceki uzlaşma fiyatı ile son uzlaşma fiyatı arasındaki fark nedeniyle oluşan kar veya zarar hesaplara yansıtılmakta, teminat belli bir seviyenin altına düşerse (sürdürme teminatı), hesaptaki teminatın başlangıçtaki teminat seviyesine yükseltilmesi için, pozisyonu taşıyan yatırımcıdan borsa tarafından ek teminat talep edilmektedir (margin call). Sözleşme bazında belirlenen ve hesap bazında günlük kar/zarar ve teminat yükümlülüklerinin hesaplanmasında kullanılan fiyat uzlaşma fiyatı olarak adlandırılmaktadır.

Teminat mekanizması ile, işlemler ortaya çıkabilecek zarar riskine karşı garanti altına alınmaktadır. Bunun haricinde zararların karşılanmasına yönelik olarak takas kurumu tarafından borsa üyelerinden toplanan kaynaklarla oluşturulan garanti fonu vb. düzenlemeler de mevcuttur.

Ayrıca, teminat uygulaması ve takas garantisi ile forward sözleşmelerde ortaya çıkan karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirememe riski elimine edilmiş ve işlemlere çok taraflı olma özelliği kazandırılarak, sözleşmelerin standardizasyonu gerçekleştirilmiş olmaktadır.

Teminat mekanizması sonucu ortaya çıkan vadeli işlem piyasalarının en önemli özelliklerinden birisi de kaldıraç özelliğidir. Spot piyasalardaki işlemlerde, alım satıma konu varlığın bedelinin tamamı peşin olarak ödenmektedir. Buna karşılık, vadeli işlem piyasalarında pozisyon açabilmek için söz konusu pozisyonun parasal tutarının küçük bir yüzdesinin yatırılması yeterlidir. Bu ise örneğin % 10’luk teminat söz konusu iken, 1.000 TL’lik tutarda bir nakit ile, bu nakdin 10 katı tutarda yani 10.000 TL’lik bir pozisyon açılmasını (10 kat kaldıraç) sağlamaktadır. Bu özellik, açılan pozisyonda meydana gelen fiyat değişimlerinin yarattığı kar ya da zararın da spot piyasada aynı nakit ile açılan pozisyonun 10 katı kadar olmasını beraberinde getirmektedir.

Vadeli işlem piyasalarında önceden herhangi bir pozisyonu bulunmazken alış yapan bir yatırımcı uzun, satış yapan bir yatırımcı ise kısa pozisyon almış demektir. Uzun pozisyon almış olan yatırımcı fiyatların yükselmesi halinde kar ederken kısa pozisyon almış yatırımcı ise fiyatların düşmesi halinde kar elde etmiş olacaktır.

Vadeli işlem sözleşmeleri vade sonunda fiziki teslimat veya nakdi uzlaşma yöntemlerinden birisi ile kapanmaktadır. Fiziki teslimat, ilgili varlığın vade sonunda teslim alınarak bedelinin karşı tarafa ödenmesi, nakdi uzlaşma ise ilgili varlığın vade başında anlaşması yapılan fiyatı ile vade sonundaki fiyatı arasındaki farkın sözleşmenin bir tarafından diğerine intikal etmesi ile gerçekleşmektedir. Bu bakımdan fiziki teslimatta hem mal hem de para transferi söz konusu iken, nakdi uzlaşmada sadece para transferi söz konusudur. Öte yandan, vadeli işlem sözleşmelerinde herhangi bir pozisyon alan yatırımcı bakımından, pozisyonunu kapatabilmesi için vade sonuna kadar bekleme zorunluluğu bulunmamaktadır. Alınmış olan uzun veya kısa pozisyonu vadeden önce ters işlem yaparak kapatmak mümkündür.

Vadeli işlem sözleşmeleri; netleştirme, fiziki teslimatın veya nakdi uzlaşmanın gerçekleşmesi ya da yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlı olarak sonuçlandırılıncaya kadar açık pozisyon olarak adlandırılır. Vadeli işlem piyasalarında uzun veya kısa pozisyon tutan yatırımcı, açık pozisyondadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir